Cuma, Aralık 05, 2008

on sevdiğim yer

Bir kitap okursunuz çok beğenirsiniz ve keşke yazarı ile tanışabilseydim diye düşünürsünüz. Ben bazı kitapları okurken böyle olurum.



Blog yazarlığının bana hediyesi sevdiğim blogların yazarları ile tanışabilmek, ulaşabilmek oldu. Bir de ben de yazar sayılırım bu sayede artık:)


Pisikopati benim sevdiklerimden biridir. Geçenlerde mimlendiğinden bahsediyordu ve ben yazıyı bir taraftan okurken bir taraftan da düşünüyordum mimlenmek nasıl oluyor, acaba ben de bir gün mimlenirmiyim diye ki yazının sonuna geldim. AA Psikopati beni mimlemiş:)


Yaşasın!


*
Mim konusu "en sevdiğim 10 yer".




On sevdiğim yer bu dünyada biraz iyot kokusu, alabildiğince gökyüzü, kıvrımlı tepeler, ağaçlar,su, kum, güneş, kediler, kitaplar, resim ve heykeller, müzik, alabildiğince renkler ve lezzetler ve dostlarla sohbetlerin olduğu yerler. Biraz hayal tozunu da unutmamak lazım:)





1) Özbek Köyü






Salaş kafeleri olan bir deniz kasabası. Sakin ve dingin saatlerce denizi seyrettiğim, durulduğum deniz kıyısı. Şehirden ve insanlardan arındığım yer. Sonra evin güneşiyle kumlarda rüzgara karşı koşup martı kovalarız. Üşüyünce sıcak çay içmeye soba başına geliriz. Soğuktan al al olmuş yanaklar soba başında daha da bir kızarır. Tatlı bir uyku hali sarar bizi ama kısa sürer. Bahçede kedileri besler, börtü böcek keşfine çıkarız. Akşam dönmesi zor gelir ses, ışık, duman ve fazla hareket demek olan şehire.






2) Urla Pazarı


"Yeter artık ben gerçek sebze meyve yemek istiyorum saman değil" demesiyle baba kedinin, başladı bizim Urla pazarı günlerimiz. Market kolayıma geliyordu benim yakın ve hepsi bir arada olduğu için. Ama gerçek şu ki saman kadar tatlılar market sebzeleri.




*


Urla pazarını küçük olduğu, deniz koktuğu her şeyin mis gibi ve çıtır çıtır olduğu için seviyorum.


Bir de buranın enginarlarını başka yerde bulamazsınız.

3) Turunç,Çiftlik ve Marmarisin diğer Koyları





Tatilimi geçirmeyi en sevdiğim yerlerden biri Turunç.Marmaristen tekne dolmuşla gelinir ve bu çok keyiflidir.Hem Turunç hem de Çiftlik'in denizi çok güzeldir. Çabuk derinleşen, dibi güzel çakıl taşları ile dolu,berrak, mavi yeşil derinden ışıldayan bir deniz. Eskiden saatlerce kitap okuyup,uyuklar sonra kendimi denize atıp serinlerdim. Şimdilerde programı belirleyense evdeki küçük adam.
*


4) Mersin

Yaşadığım şehre çok benziyor Mersin. Bir çok ortak özelliği var. Ama bunun yanında yapılaşması daha yeni ve düzenli. Sahil yolu masal gibi. Mersinin insanları en azından benim tanıdıklarım yozlaşma konusunda 10-15 sene geriden geliyor yasadığım yere oranla. Bu şehri sevdim. Belki bir gün burada yaşarım.



5) Büyükada



İstanbul'a iş için birkaç sefer gelmiştim ama gezememiştim fazla. Sonra bir kere gezme şansım oldu. Sevemedim. O gün, ada vapurundan İstanbul'u şöyle anlatmışım:

"İlk izlenim:Çöp şehir, virane şehir İstanbul. Eski güzelliğinin artıkları kalmış, fareler tarafından kemiriliyor o da. Hava puslu gri. Belki bu da etkili.


Daha çok İstanbul şuna benziyor: Eski , görkemli bir Elf şehrine bir köstebek halkının yerleşmesi gibi. Kendi yaşamlarına uymayan bu şehri kendilerine uyarlamışlar.
Zamanla başka köstebekleri de çağırıp çoğalmışlar.



Peki Elflere ne oldu?



Elflerin çoğu gitti. Kalanların bir kısmı kendini korumaya çalışıyor. Diğer bir kısmı köstebekleşmeye başladı. Uyum bu. Köstebeklerden çok küçük bir azınlıkta Elfleşmeye çalışıyor. Bu da uyum..


Ama şehir artık köstebeklerin."

Büyükada ise bambaşka bir şeydi. Ona kimse dokunmamış gibiydi. Köstebekler oraya ulaşamamış sanki. Annem Yaşar Kemal in Karıncanın su içtiği yer kitabını yaşıyordu. Bense sadece filmlerden ve kitaplardan bilebildiğim bir geçmişi yaşıyor gibiydim. Ve biraz da Alice Harikalar diyarını. Isırgan otları neredeyse boyum kadar,yaprakları elim kadar, araba yok, faytonlar ve bisikletler var. Bisikletle dolaşıp adayı, durmadan, deliler gibi şarkı söyledim, en çok da Lulaby in Birland'i...

Büyülendim ben. Buraya. Ne kadar şanslı burada yaşayanlar.

*

6)Paris






Gördüğüm ilk Avrupa şehri. Sanat yaşamın doğal bir parçası. Bizimkinin dışında başka dünyalar da varmış. Çok zevk aldım. Bitiremedim. Bizim ev ahalisini de götürmeliyim. Neden bu kadar kısa derseniz, hayatımla ilgili önemli bir karar almanın mekanı da burası olduğundan. Hem gezdim hem düşündüm.






7) Ikea


Yaşamına göre evini şekillendirmek isteyenlere pratik, basit, ucuz, neşeli, renkli çözümler dükkanı. Üstelik bir mobilya dükkanı bu kadar mı eğlenceli olur. Evin güneşi ile bir çok köşesinde küçük hikayeler yazmışlığımız vardır. Mesela, bu mutfakta arkadaşlarımızla romantiz (romantik demek istiyor) bir akşam yemeği yiyiyoruzdur.


Ben burada istediğim evin planlarını yapıyorum. Mutfağı salon büyüklüğünde , okuma köşesi ve çalışma masası olan, büyük yemek masalı bir ev. Dolabı olmayan, dolap ve çamaşır odası olan bir ev. Koccaman oyun odası bahçeye bakan bir ev.En ufak detayına kadar seçiyorum. Hayal ediyorum. Mutlu oluyorum:)




8) Sunshine'ın mutfağı



Tadına doyamadığım keklerin piştiği ve sohbetlerin yapıldığı mekandır. Evi güneşi ve deniz yıldızı beraber büyürken, biz de bir taraftan olgunlaşıyoruz burada. Güldük, ağladık, sevindik, kızdık,attık tuttuk. Ve döktük , saçtık, batırdık. Topladık, yıkadık, pişirdik. Öyle geniştir ki benim için, 6 kişi burada hem suluboya hem de kurabiye yapabilir aynı anda (yapılmıştır bile).



Ayrıca söylemeden geçemeyeceğim Sunshine çok iyi yemek pişirir. İki laf arasında nefis şeyler yapar, parmaklarınızı yersiniz.





9) Düşler Ülkesi/Kedila'nın evinin ülkesi





Benimle var olan ve benimle yok olacak olan ülke. Beynimin içinde yeniden oluşan dünya. Siz buradan, bu pencereden içeri bakıyorsunuz ben de aynı yerden dışarı size bakıyorum. Geceleri gözlerimi kapatınca ve gündüzleri zaman zaman gözlerim açık da olsa orada dolaşırım. Orası hakkında anlatabileceğim ne olağan üstü hikayelerim vardır. Anlatırım.









10)Henüz gidilmedi blinmiyor ama her an gidilebilir..


Dünya kocaman ve benim kabuğumdan çıkıp gitmediğim o kadar çok yer var ki. Henüz gidilmemiş, tarafımdan sevilecek olan yerlerin temsili sayısı on. Şöyle diyelim: bundan on sene sonrası için kendimi mimlemiş olsam, acaba nerelerden bahsediyor olurdum? Bak şimdi, merak ettim.

Ben de mimliyorum şimdi, Maviye Yolculuk, Ecenin Balkonu ve Sunshine'ı. En sevdiğiniz on yer nereleridir?
*
not: resimler; özbek ve ikea kedila'ya ait. urla pazarı sarpk'ya ait. düşler ülkesi shutterstock'tan. paris ve mersin guugila'dan bir yerlerden. büyükada, büyükada kültür derneğinden.

8 yorum:

Tijen dedi ki...

Ooooh ne çok emek vermişsin! Ellerine sağlık komşum.

Maviye Yolculuk dedi ki...

Çok keyifle okudum yazdıklarını. Hepsinde kendimi buldum.Turunç gitmeyi planladığımız yerlerden biri bu sene. Sobe için beni de onore ettiğine çok sevindim. Ama bütün arkadaşlarım biliyor, ben sobe ve mim etkinliklerine katılmıyorum kendimce nedenlerle. Bu yüzden anlayış gösterir ve bana kırılmazsan çok sevinirim.Sevgiler...

Kedila dedi ki...

Sevgili Mavi,

Katılmama nedenlerine saygı duyuyorum. Kırılmam için bir neden yok bu yüzden.

Sevgiler..

Demli Hayat dedi ki...

Güzel bir yazı olmuş.
Urla'nın pazarı.Görmedim ama İzmirli olduğumdan tahmin edebiliyorum.Egenin koylarını anlatmakla bitmez.
Diğer yerleri bilmiyorum.

Keyifle yazıldığı belli , çünkü ben keyifle okudum...

Ece dedi ki...

Sevgili Kedila,
Gecenin bu saatinde okudum.Sevdiğin yerleri gezmiş kadar keyif aldım.
Yarın, gündüz gözü ile mimle ilgili resimler bulmaya çalışacağım.
Teşekkürler,
Sevgiler..

BeyazTavsan dedi ki...

Güzel yazı olmuş, zevkle okudum tebrikler :)

Tijen dedi ki...

Ne güzelmiş anne zamanı abur cuburu. Gerçekten, keşke şimdi de olsa öyle şeyler...

pisikopati dedi ki...

Sevgili Kedila, bildiğin sebeplerden ancak bugün okuyabildim blogunu..Mim'e yine kendi güzel üslubunla güzel şeyler yazacağını biliyordum. Çok severek okudum, inşallah 10 sene sonra yineleyim bu mimi bakalım neler girecek listeye

Sevgiler