
Kedila yeniden yürümeyi ve konuşmayı öğrenmeden önce nasıl biriydi? Dünyayı kafasının içinde yıkıp yeniden neden yaptı? Eski Dünya'da neler vardı? Buraya hangi yoldan yürüyerek vardı? Bu eski yazı, size bir fikir verebilir.
"Yalnızlığım Üzerine
Yalnızdım. Her şey haksızlıktı. Soğuktan donmak üzereydim. Kimsenin umrunda değildi. Sırtımdan kalbime doğru buz kristalleri yürüyordu, katılaşıyordu. Kendimi koruyamıyordum. Gözlerim, beynim zaten uyuşmuştu. Bilebildiğim her yolla yardım istedim, kimse duymadı. Aslında duyulabilecek bir ses de çıkmadı. Yalnızlık, başedemeyeceğim kadar fazlaydı.
Camekanın dışından bakınca, sahip olunabilecek herşeye sahip, şımarık bir kızdım. Kırgın, kızgın, küskün ama şanslı. İyi aile, iyi eğitim, iyi giyim. Bunlara sahip, yediği önünde, yemediği ardında... Daha ne istiyordum. Çok suçluydum. Suçluluk yalnızlığımın kaynağı ve kırbacıydı.
Uzaya kaçışlarım işte o zaman başladı. Bedensiz ben, sadece bir ruh bulutundan ibaret, renkli toz bulutllarının, meteorların, gezegenlerin, kara deliklerin -ki bunların sayısı oldukça fazlaydı- arasında amaçsızca dolaşıyordum. Çok üşüyordum. Ama o zamanlar buna aldırmıyordum. Kaçmak zorunda olduğum Onlar çok fazla, tehdit büyüktü. Kim olduklarını, ne istediklerini bilmiyordum. Sadece kaçmalıydım. Kaçmazsam bilebildiğim herşeyi kaybedecektim.Tıpkı hafıza kaybı gibi, bende bana dair bir şey kalmayacaktı.
Uzayda bağıramazsınız. Orada konuşamaz, ıslık çalamazsınız. Sese dair hiçbir şey yapamazsınız. Duyguların bir sesi, sesin de bir hacmi vardır. Biriktiği zaman azgın lavlara dönüşür.
Lavlar içimi yakıp kavuruyor ama dışarı çıkacak bir kapı bulamıyor, birikiyordu. Soğuksa sırtımda dolaşıyor, kalbime sızacak bir kapı arıyordu. Karşılaştıklarında canım çok acıyordu. Çok acıyordu. Bu yetmezmiş gibi Onlar da vardı. Üstelik bütün bu uzay camekanla sınırlıydı. Ve ben bunu henüz keşfetmemiştim.
Keşfettiğimde, yalnızlık önce çok büyüdü. Sonra plan yapmaya başladım. Artık Onların kim olduğunu biliyordum. Ençok şaşırtan, güvenip de yardım istediklerimdi, beni ısıtmalarını beklediklerimdi Onlar.
Dehşetim geçtiğinde kendimi duydum: Kafanı çalıştır, haydi çabuk ol, acele et, saklan, görünmez ol.
Saklandım. Sonra kapımı kapattım. Ağlıyordum ama üzüntümün nedenini bulamıyordum. İçimdeki ses aldırma ve kanma. Üzüntü geçecektir dedi. Artık soğuk yoktu. Şimdi ısınmayı öğrenmeliydim. Bunu çok önce öğrenmiş olmalıydım.
Uzay dünyadaki yerini almaya başladı. Tozbulutları dağıldı. Karadelikler benden kaçar oldu. Sırtım ısınıyor, lavlarsa bedenimde tek bir noktaya toplanıyordu. Kalbim sert bir kabuğun altında kaynayan tunç kazanına dönüştü. Artık kalbimi sadece tunçtan oklar fırlatmak için açıyordum. Ve kaçmıyordum.
Bozguna uğradılar. Kısa bir süre için. Ama benim de silahlarım vardı. Güçlüydüm. Ve yalnızlık başedebileceğim kadardı.
Ve oldu. Korktuğumdan daha kısa sürdü. Basit ve kesindi. Neredeyse bütün bunları anlamsız kılacak kadar. Neden daha önce değildi.
Sakindim. Fazla sakin. Kendimi bile şaşırttım. Nerdeyse eğleniyordum.Keskin bir bıçak gibiydi gülümseyişim.Başarmıştım. Ama sandığım gibi herşey burada bitmiyordu. Ya da mutlu yaşam buradan ayaklarımın dibine serilmiyordu. Herşey bitse de öfke bitmiyordu.
Anladım ki yalnızlığım için her şey bitti ve her şey başladı. Aynı anda. Yaşam ben adım atmadıkça hala aynı noktada."
*
not: resim devianart dan.