
Bir süre sonra etrafındakilerle sohbet etmeye başladı. Fıkralar anlattı ve esprili bilmeceler sordu. Sonra karşısındaki yer boşaldı ve ben de oturdum. Fıkraları ve bilmeceleri bana da sordu. Konuşma dili esprili ve zarifti. İnsana kendini iyi hissettiren bir dili vardı. Ne çok insanın diliyle adam dövdüğünü düşündüm bir anda. Ne kadar alışmışız dövmeye dövülmeye dille, farkettim.
Vedalaşıp ayrıldık ben merdivene, O da asansöre yöneldi. Yukarı çıkınca aklıma geldi, neden asansörde ben eşlik etmedim diye. Asansörün orada bekledim. İnince bir fotoğrafını çekip çekemeyeceğimi sordum. Güzel çıkaracaksın değil mi dedi. Beğenmezseniz tekrar çekerim dedim.
Ayaküstü biraz daha sohbet ettik. Neredeyse 90 yaşında olduğunu, Ege Üniversitesi'nden emekli matematik profesörü olduğunu, karısının Alzeirmer hastası olduğunu artık kendisine abi dediğini ve bunun onu çok üzdüğünü, Türmenistan vb. yerlerden yabancı bakıcılar bulduklarını çünkü Türk bakıcıların gece kalmak istemediklerinden bahsetti.
Vedalaştık, ben oğlumu okuldan karşılamaya O da evine..
Bu fotoğrafı hatırlamak ve anlamak için çektim. Uzun yaşamış bir insanı. Zaman geçip, ben bu resme baktıkça yaşamla ilgili yeni neler keşfedeceğim acaba?
*
not: resim kedila'ya ait.